28 Ağustos 2009 Cuma

hangi kelime ile başlasam diye düşünüyordum, sen karşıma çıktın, ...
seni sevmiyorum,

27 Ağustos 2009 Perşembe

Oysa bihayli zaman geçmiştir geçmişle bugün arasında.
hüzünlenir Duran,

insanların yaşamış olduklarına bakar, hasretlerine bakar,hüzünlenir Duran, Geçmişle bugün arasında çok zaman vardır çünkü. Sizin hasret etttiğiniz şey ile olduğunuz şey arasındaki fark çok mudur bilmem,ne önemi var, olduğunuz haldesinizdir nasıl olsa, kaderciliğinizden değil hiçliğinizden.

insanların inançları beni çarpıyor, neye inandıkları değil mesele,nasıl bir bağlılıkla onun olmaları, kendi olmaları.Edebiyat yapmayı keseyim,söyleyecek ciddi şeylerim yok kusura bakma,insanlar sadece..

24 Ağustos 2009 Pazartesi

pürüzlü

Sert zemini duyup yazayım,
ben de çoğu zaman ne olduğumu, kim olduğumu, halimi düşünüyorum, nasıl olsa bi yere götürür beni diye düşünüyorum bulunduğum durumlar, sonra bir bakıyorum ki başka biri olmuşum artık, değişmişim,
bunun önemi şurda, siz aslında bir hiçsiniz, boşluksunuz,dolarsınız boşalırsınız, yıkanmayan su bardağınızsınız, üzerinize sinmiş kokular, dudaklar. bir bütün ve bir hiç

-uzun zamandır ne anlatıyorum ben?
-bişey anlattığım var bazen,bazen de öyle dolup boşalıyorum,
-doluluğuna ve boşluğuna şaşıyorum bazen
-narsist misin sen?
-kim,

sıkıldım, midem bulanıyor. üzgünüm, iyi değilim galiba.

21 Ağustos 2009 Cuma

yarım kalan nedir bilmiyorum,düşüyorum hep.
gece bitmesin,uyumak istemiyorum,içim daraldı, kendimle kala kala yabanileştim mi ne..

20 Ağustos 2009 Perşembe

şiddetin göbeğine düştü,hapishaneye.
orda yeşertti belki umutlarını tekrar, birşey anladı, insan olduğu yerde.
I never look into your eyes again.
Kaçıyor artık gözler birbirinden,görmeyi unutmuş zavallı insancık,bakmış bakmış da kör olmuş sonra, anlamamış.
tehlike sezilen birşey,insan ya da çağırır değil mi onu,ikisi de çoğu zaman.
anlamadım, ya siz?
sen tuzlu topraksın.

15 Ağustos 2009 Cumartesi

dışarısı

neden bahsediyorsun sen?
-alem nerde sen nerdesin,
-bir girdabın içinde yönünü kaybedersin,kaybederim.
unuttum.
hayat,insan ince hattın üzerinde kendini yaratıyor,bir duvar taşıdır insan, içinde ve dışında olanlar onu ilgilendirmez,sınırlandırır ama herşeyi insan, kendisi hapishane halini alır, özgürleşemez,kendinde açılan yaralar, pencereler onu hafifletmez,daha belirgin kırar,yorulur insan,arkasına bakmaz bazen,neyi kaybettiğinin neyi kazandığının hesabını yapmak istemez,acısını cebine koyar, yürümeye başlar tekrardan.

14 Ağustos 2009 Cuma

kafadan

kırık belki.
neye tutunsun insan?
kelimelerine mi,fikirlerine mi,aleme mi, yıldızlara mı,yoksa sevgisine mi?
yerçekimi maalesef izin vermez size,çakılırsınız.
içim açılmıyor bir türlü,açılmak istiyor,bişey tutuyor,ne tutuyor,travma mı acaba?
bu hal ne,
boşverdim gitti.

10 Ağustos 2009 Pazartesi

gayet de seslerin, müziğin içinde kaybolurum. kendimi onlarda bulurum çoğu zaman,müzisyenin bastığı sesimdir,bazen de müzisyenin eliyim,ben yıkarım ben kurarım,sonsuz döngüde kaybolurum, perde iken eskirim zamanla,sesimi bulurum sonunda...

kaosun içini bilirsin:
içinde kosmosu taşıyan şeydir kaos,düzensizlik ve düzen çok sakıncalı kelimeler,doğa kuralı kelimelerden üstündür,boştasın bak..
hasretleri olurum insanların,ben buna mahkumum çoğu zaman,kendi hasretlerim bende,Duranda,onları unuturum çoğu zaman ama cebimdedirler,ruhumdadırlar,kurtulamam,
neye hasret duyarsın ey yolcu?
ben bir yolcuyum ey derviş
ben yola hasret duyarım
kimliğimi her gün yollarda bulurum.

bu muhabbeti uzatmak istemiyorum,içime düşüyorum.

4 Ağustos 2009 Salı

eğlence

kaskatı durdu kolonun dibinde,oturdu,karşısındaki kadına baktı,sallamadı,umuruna takmadı.
yalnız insan bundan kaçamıyor,çevrenizdeki kelimeler birer uçak olup üzerinizden geçiyor,bir tele takılıp düşmelerini umud edersiniz,çakılsınlar istersiniz boşluğa,siz boşluğa düşersiniz,dibine düşersiniz,bilmezsiniz..

yalnız insan mutlu mutsuz ayrımlarında değil, biricikliğiyle yetinmekte,hergün uçaklar üzerinden geçse de umursamammakta.çare arayası yok buna,üzgünüm.

ALIM_SATIM_YEMEK
Bir adamdan şöyle bir laf dinledim:
toprağa ektiğinizi satamıyorsunuz ki ekesiniz,değmiyor.

kapital bir ilişkilerbütünüdür,herşeyle kurduğunuz ilişki halini alır kapital..
ortamlardaki kendini seçemeyen,ne idüğü belirsiz kelimeler bütünleri biter,

ey insanlık tarihi,nerdesin?
Explosion mı implosion mı bilmiyorum,kalıyorum,duruyor Duran, sıkılırsanız sizin canınızı daha da sıkmak için,kendi içine daha çok düşmek için,
-etleri dağılsın her tarafa Duranın,paramparça olsun,
en küçük hücresine kadar irkilsin,kalakalsın,girsin içine.
nereye böyleydi Nazan ablanın şarkısının adı,çıkmaz sokak.
bir saçmalıklar içinde düşer kalkar Duran,bakmaz bakar Duran, canım.hüzünlenir sonra,haline bakar,sonra haliyle unutur hayatına bakar.
bundan yorulmayacaksın..

2 Ağustos 2009 Pazar

yokvar-kendi

her zenginlik kendi yoksulluğunu taşır içinde,iter onu, dışlar,görür bakmaz.

yanılıyordur oysa,uzaklara bakıyor adam
-kayboluyorsun
-evet
hayat ne kadar zordur bazen,kale dibinde insanlar başka bir alemdedir artık, herkes görür onları,kimse görmez aynı zamanda, unutulmuştur..
yalnız kalmıştır sur dibindeki adam, çöplük içinde yaşar,çocuğuyla oynamayı bilir ama,hepimizden çok daha iyi bi şekilde, kendi halinde.
bişeylerin olması için birilerinin paso bişeyler anlatmasına,yönlendirmesine,fikir üretmesine gerek yok, kocaman bir yalan bu da. insanlar dertleri oldukça çözüm bulma yoluna gidiyorlar,bildiğimiz bilmediğimiz insanlar,dışlanmışlar,ezilenler.
ezilen kendi umudunu yaratıyor. ayık..
bazısı öyle derseniz haklısınız,bazısı uyuyor hala.
zamanı gelmiştir artık...
kıllanıyorum,tutamıyorum kendimi, hislerim düşüyor,kafam düşüyor.

bu ara şu meşhur laf aklıma takılıyor,
küçük insanlar insanları, orta insanlar olayları,büyük insanlar fikirleri konuşurlar. peki bir soru..
büyük insanlar fikirleri ve insanları içiçe konuşuyorlarsa ne olacak? ya da tersi. Olan bu,ister inan ister inanma.yok öyle bi şey yani,ünlü söz falan fasa fiso,genellemelere kapalıyız,küçük büyük salaklıklarına da.
ben bazen düşerim, anlayamam ne olurum, anlayamam kendimi, çevremi,kalırım, canım sıkılır, boşa alırım, canım sıkılır,içim açılır,kalırım sonra.bi şey bulamam ne kendimde ne alemde,bitirmek isterim,,anlamsız gelir,boşa alır herşey, olduğu halindedir,
-anlamadığım için de yanmam,geçmiştir tren.
bu böyle gidergelir,söz de sararır,aynaya bakarım,kendimi görürüm,bakarım kendime,kendimi unuturum,görüntüye kanarım,içimde ne olduğunu unuturum, görüntüsüz olan şeylerden yaşarım içimde,hayatlarım içiçe girmiştir,1 2 3 ve daha bilmem kaçıncı hayatım Oğuz Atayı selamlar,derdini anlar biraz,ortaklaşır artık ölü olan bir adamla,üzülür.
-hislerimi kendime sorarım, içimden bi cevap gelmez.