25 Haziran 2007 Pazartesi

doğu > batı

biliyorum bu bloga kopyala yapıştır yapmayalım diye anlaştık
fakat okuduklarımı okuduğum yazarların kendi kelimeleriyle paylaşmak
ve sizlerin de o derin hazzı almasını istiyorum
o sebepten okuduğum kitaptan bu bölümü alıntılayacağım buraya
sevgiler

her durumda yakından bakışla doğayı veren Çin ve Japon resimleriyle kıyaslanabilecek bir şey Batı'da yok. çiçek açmış bir erik ağacı , kırk santimlik bir bambu sapı yapraklarıyla , çalılar arasında en fazla bir kol mesafede görülen saka kuşları ve baştankaralar , her çeşit çiçek ve yaprak , kuşlar , balıklar ve küçük memeliler. her küçük hayat kendi evreninin merkezi olarak verilmiştir. bu evren ve içindekilerin , onun için yaratıldığı çizgi olarak her bir insan emperyalizmine karşı kendi özel ve bireysel bağımsızlık bildirgesini ilan eder. her biri kozmik oyunun idare için sadece insani kurallar koymak gibi tuhaf iddialarımızla alay eder , her biri sessizce ilahi ibareyi tekrarlar : BEN BENİM.

aldous huxley - algı kapıları sf 120
imge kitabevi 2.baskı

20 Haziran 2007 Çarşamba

yolculuk

dünyanın bu uçsuz bucaksız varoluşu beni korkutmuyor reftar

isminin anlamını biliyor musun reftar
dün de söyledim ya
ben insanları ikiye ayırıyorum
anlama ve düzene inanlar
ve bu ikisine de inanmayanlar
tanrıya inanan bir tutunamayan figürü komiğime gidiyor reftar
ya da tanrıya inanmayan bir filozof
neden komiğime gittiklerini açıklamayacağım sana
eminim sen beni anlıyorsun
anlamı ve düzeni
dahası anlamsızlığı ve düzensizliği seven ve benimseyen insanları bir arada düşünmek
yani bu iki devasa topluluğun bütün insanlığı oluşturduğunu bilmek
birinden birinde yer alarak diğer yarının da farkında olmak ve böylece bütünlüğe göz kırpmak

siz gerçeği nasıl tanımlıyorsunuz
bütün mesele bu
kendinize göre mi tanımlıyorsunuz
yoksa dışarıda kaskatı çelik bir gerçeklik olduğu fikrine mi yakınsınız

ya da şöyle sorayım size
bir fotograf karesi çekeceğiz
koskoca bir ovayı yüksek bir yerden hakim bir açıyla alacağız kareye
uzaktaki köyde hafifçe çatısı görünen evin içinde döşekte oturan adammısınız
yoksa en önde gülümseyen gerisinde koca bir ova olan adam mısınız
yoksa bu iki fotografı çekmenin hayaliyle yanıp tutuşan bir adam mısınız

sen bunlardan hangisine yakınsın reftar
ismine mi yakınsın
cismine mi yakınsın reftar

sana şu kadarını söyleyeyim reftar
yeterince uzun bir çubuk dünyayı kaldırıyorsa
yeterince uzak bir uzaklıktaki duruş bakış algılayış da dünyayı yeniden baştan yaratabilir

bizim bütün sorunumuz bu uzaklık reftar
bütün sorunumuz bu
iyiliğe kötülüğe güzele çirkine bütün bu düşkün tavrımız çok yakına gelip bakmağa çalışmamızın yarattığı körlükten oluyor

teleskopla yıldızlara bakmak yerine
dibimizdeki çiçeğe bakıyoruz
mikroskopla yaprakları incelemek yerine
yıldızları sıkıştırmak için gayretliyiz lam lamel arasına

yol uzun reftar
çık yola
adınla yüzleş
bizler anlama ve düzene inanan insanlarız
tanrı yabancımız değil

3 Haziran 2007 Pazar

Şimdi Benim Zamanım

Herşeyin bir zamanı var mıdır?
Varsa hangi zamandır o zaman?
Bizim belirlediğimiz bir sayaç mıdır bu, yoksa başkalarının mı?
Başkaları kimdir?
Ne kadar da ensemizdedirler.. "Onları" en fazla uzaklaştırdığım zamanlardan birindeyim şu an; şimdi benim zamanım! Benim zamanlarımdır yazmaktan keyif aldığım zamanlar..Uzundur yazmayışım bundan; zamanımı aldılar! Burada olan herkes o çarkı iyi bilir.. Her daim başımın belada olduğu bu çark, bu aralar fena canımı sıktı, zamanımı çaldı..Bu bir şikayet..Gereken yapılsın!
Ayrıca güç birşey şunun içinde varolup, içinde varolmama savaşı vermek. Böyle bir denge-dengesizlik hali. Ve bu halden gayet memnun ben, şu çarkın oramı buramı rahatsız etmesi dileklerimle ve cümleten..