18 Kasım 2007 Pazar

insanlar yada ins'an

insanları izliyorum

hiç belli etmiyorlar
ama dikkatli bakan için işaretler çok
mutluluğu arıyorlar
evet belki farkında bile değiller
ama ümitle
inatla
arıyorlar

yeni bir arabada
yeni bir kadında veya erkekte
yeni bir evde
yeni bir kitapta
yeni bir şehirde
ülkede
işte
daha çok parada
heryerde

keyifle izliyorum onları
ukalaca izliyorum
bana başka şehirlere gitmeyi düşündüklerini söyleyenlere
kavafisi mırıldanıyorum içimden
dışımdaysa sadece bir gülümseme oluşuyor

sonra o zen sözü geliyor aklıma
kendini kesmeyen bir kılıç
ve kendini görmeyen bir göz gibi diyor

arıyorlar
benim ukalalığım neden peki
ben buldum mu
hayır ben bulmadım
arıyorum
bulmayı da umarak değil
bulamayacağımın garip iç ürperişiyle arıyorum
arayıştaki mutluluğa doğru birşeyler bu
ama benim ukalalığım;
aradığım yerden
bedenimin zihnimin ruhumun dışında bir yerde mutluluk aramıyorum

foucault diyordu dün
neden sanatı sanatçılara bıraktık
yaşamlarımızdan sanat eserleri yaratsak diye...

mutluluğu arıyorum
tıpkı sizler gibi bulamayacağım

uzun zamandan sonra

uzun zamandan sonra kendi bloguma bir ekleme yapayım diye uğraşırken
birden kendimi "nomadic"te buldum
yeni yazıyı görünce heyecanlandım
ılık birşeyleri hızlıca içercesine bir solukta okudum yazıyı
son satırlar ağırlaştı birden
hatıralarım canlandı
zira ben birkaç aydır "az" düşünerek yaşıyorum
edebiyat okuyamıyorum
ya da belki okumuyorum
her neyse yazıdan alıntı yaparak devam etmeliyim

"Ahmed arif demiş ki: "İnsan alkışa dayanıklı olmalıdır."
insanın eline güç verilirse nasıl bir canavara dönüşebileceğini gören ve bu durumun başıma gelmesinden hep korkan biri olarak tavır almak benim insan olarak en doğal hakkım olsa gerektir. bunun musil ya da ahmed arifle herhangi bir ilgisi yok..bunun benim hayatımla ilgisi var.hayatını ve onurunu savunmak bir insanın en değerli eylemidir.kafam karmakarışık..."

benim de kafam pek karmakarışık be patron
bu güç konusunu kendimi bildim bileli düşünüyorum
eminim sen de öyle
geçen gün şöyle bir not düşmüşüm foucault okumalarım sonrasında

"önemli olan ezilenlerin hakkını savunmak adına bir fikir dünyası kurmak değil

önemli olan bu hakları savunurken karşı olduğunuz gücün yerine nasıl bir güç koyacağınız

ve iktidarı nasıl bir düzlem üzerinden kuracağınız"

burada iktidardan kastım elbette bir iktidar odağı değil
yani o yüzden düzlem kelimesini kullandım

neyse kafam tekrar karışmaya başladı daha fazla saçmalamadan bitireyim
diyeceğim o ki insan var bir de insanlık
ben insandan mı yoksa insanlıktan mı yanayım bilemedim
ama bence bir insancı olmak var bir de insancıl
ben insancıl olmaktan yanayım onu biliyorum