18 Temmuz 2007 Çarşamba
17 Temmuz 2007 Salı
son bakış " erdal eren "
Bir söz bitişi gibi son buldu sevişler
Bir yaz güneşi gibi eritir bu terkedişler
Bir an duruşu gibi ömrün bitişi gibi
Veda ederken aşk ateşi gibi söner iç çekişler.
Aman aman yandım amman
Acı yüzler kurşun gibi izler
Son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
Bir yaz güneşi gibi eritir bu terkedişler
Bir an duruşu gibi ömrün bitişi gibi
Veda ederken aşk ateşi gibi söner iç çekişler.
Aman aman yandım amman
Acı yüzler kurşun gibi izler
Son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
utanç
utancım derin
bu ülkede yaşamak
17 yaşında çocukları asmayalım da besleyelim mi diyerek asacaksınız
sonra "paşa paşa" ressamlarınızı asmayıp besleyeceksiniz.
utancım derin
bu ülkede yaşamak
bu ülkede yaşamak
17 yaşında çocukları asmayalım da besleyelim mi diyerek asacaksınız
sonra "paşa paşa" ressamlarınızı asmayıp besleyeceksiniz.
utancım derin
bu ülkede yaşamak
13 Temmuz 2007 Cuma
veda
hayat kısa,kuşlar uçuyor
evet hayat kısa gerçekten ve heyecanı bitmiş,angaryaya dönüşmüş "iş"lere değmiyor.tadım tuzum kalmadı:devam etmenin bir anlamı yok benim için.
hepiniz hoşçakalın...
evet hayat kısa gerçekten ve heyecanı bitmiş,angaryaya dönüşmüş "iş"lere değmiyor.tadım tuzum kalmadı:devam etmenin bir anlamı yok benim için.
hepiniz hoşçakalın...
11 Temmuz 2007 Çarşamba
bakmak derken...haşa ne haddime?
ÖNEMLİ NOT:ilk birkaç cümlenin ardından "ne diyor?" fikri kafanızda beliriyorsa devamından muafsınız.verebileceğim bir yanıt yoktur zaman kaybetmeyiniz.bu notu da yazdım ya: eee blogda dost var düşman var yabancı var yakın var...
acımasız insanlar mıydı gerçekten varolana varolan gibi davrananlar,romantik hülyalı "serüvenci"ler mi,fildişi kulelerden "insancıklarım" sevgisiyle aşağıları gözleyenler mi,dikiş tutturamamış, "-mış gibi" oyununu bozmakla bozmuş sapkın mutluluk kovalayıcılar mıydılar yoksa?itiraz görememek olmamalı ama görmek istememek makul bir suçlama olabilir..."ben"i her ameliyat masasına yatırmak da hastalıklı gibi.biliyorum nerede olduğumu ne yaşadığımı mahrem denilen şeylerimi...ölçüp biçeceksem ben yapmalıyım.tam da burada başlamıyor mu "biz"in,"onlar"ın başka başka olduğu?ona duyulan saygı,yada kabul,veya tahammül üzerinden gelişmiyor mu "ortak dil"?kurduğum makrokozmosun içinde insan kültürün,yapının parçası ama mikrokozmosumda insanı tanıyorum,tanımaya çalışıyorum onunla yeniden yeniden şekillenen birşey olmuyor mu bütünü algılamak?cümlenin başı sonu yok ama detay çizimi bulandırıyor.büyük bakarsam az renk görürüm ama hep bütün bakmak zorunda da değilim(bkz. bu yazı).kavgayı artık anlayamıyorum,kırılmayı,küslüğü...ayrıntılara boğuldukça isteksiz düşüyor insan.salt detayın özel keyfini özel zamanlara saklamak istiyorum ne de olsa hayat kısa,kuşlar uçuyor...
senin üzerine çöken anlam senin dışındaki şeylerle de ilgili olunca genişlemek zorunda o.kişisel olayın bütünden gelen bir yanı da var.üstelik herkesin birbirini uyarması lazım,kötü zamanlar bunlar yanılgıya düşmemek lazım.korumacılığın havası gıcık ama kimse kimseyi kulağından tutmuyor zaten,herkes ihtimaller sunuyor,yollar...
yalnızlığı zorlamamak lazım neysek oyuz.
acımasız insanlar mıydı gerçekten varolana varolan gibi davrananlar,romantik hülyalı "serüvenci"ler mi,fildişi kulelerden "insancıklarım" sevgisiyle aşağıları gözleyenler mi,dikiş tutturamamış, "-mış gibi" oyununu bozmakla bozmuş sapkın mutluluk kovalayıcılar mıydılar yoksa?itiraz görememek olmamalı ama görmek istememek makul bir suçlama olabilir..."ben"i her ameliyat masasına yatırmak da hastalıklı gibi.biliyorum nerede olduğumu ne yaşadığımı mahrem denilen şeylerimi...ölçüp biçeceksem ben yapmalıyım.tam da burada başlamıyor mu "biz"in,"onlar"ın başka başka olduğu?ona duyulan saygı,yada kabul,veya tahammül üzerinden gelişmiyor mu "ortak dil"?kurduğum makrokozmosun içinde insan kültürün,yapının parçası ama mikrokozmosumda insanı tanıyorum,tanımaya çalışıyorum onunla yeniden yeniden şekillenen birşey olmuyor mu bütünü algılamak?cümlenin başı sonu yok ama detay çizimi bulandırıyor.büyük bakarsam az renk görürüm ama hep bütün bakmak zorunda da değilim(bkz. bu yazı).kavgayı artık anlayamıyorum,kırılmayı,küslüğü...ayrıntılara boğuldukça isteksiz düşüyor insan.salt detayın özel keyfini özel zamanlara saklamak istiyorum ne de olsa hayat kısa,kuşlar uçuyor...
senin üzerine çöken anlam senin dışındaki şeylerle de ilgili olunca genişlemek zorunda o.kişisel olayın bütünden gelen bir yanı da var.üstelik herkesin birbirini uyarması lazım,kötü zamanlar bunlar yanılgıya düşmemek lazım.korumacılığın havası gıcık ama kimse kimseyi kulağından tutmuyor zaten,herkes ihtimaller sunuyor,yollar...
yalnızlığı zorlamamak lazım neysek oyuz.
10 Temmuz 2007 Salı
ahvallerimiz şeraitlerimiz "kim?lik"lerimiz-gelişme
insanların aptallaştırılma tarihinde aslında çook uzun süredir sıcaklığını koruyan ama günümüzde sadece İŞinin uzmanı entellektüel insanların ilgi alanına giren bişeymiş gibi gözüken ve hakkında konuşulan insanlara söz hakkı verilmeyen (kafalarının basmaması inancından dolayı,yine onlar adına düşünen İYİ insanlar vardır) bir diğer sorun "kim?lik" sorunu...
İnsanın toplumsal bir varlık olduğu,kültür yaratıcısı olduğu,bu yönüyle biricik olduğu inancıyla "kimlik"lerini bütünleyen işinin ehli eğitimli insanların en büyük yanılgısı insanları aydınlatacam derken mastürbasyondan öteye gitmeyen bir uğraşlar bütünü içine girip İÇERDEN fethetme yoluyla kendi biricik saadetlerinin kale duvarlarını örmeleridir.insanın kim?liğini toplumsallığı içinde,yaşayarak edindiği fikrini anlama yetisinden yoksun VE kelimelerle iletişimin en temel iletişim yolu olduğuna inanan bi yaklaşım içinde bulunan düşünüCÜler bir süre sonra kullanılan toplum,insan gibi CANlı kelimeleri sadece kelimeler(harflerin bütünü) olarak algılamaya başlarlar. bir şeye uzun uzun uzun bakarsanız bir süre sonra SADECE bakarsınız..bu mallaşma durumu güzel bişeydir. sadece baktığınız zaman bir maddenin bir hacim kapladığını ve kendi başına bişey olduğunu anlarsınız. bu kelimeler için geçerli bir durum değildir. kelimeleri kullanırken İLETİŞİM kavramını unutursanız haliniz harap demektir.çünkü kelimeler amaçlı şeylerdir,bişeyler anlatırlar,bunun için vardırlar.
dünya sisteminin insanların evlerinin içine bu kadar rahat girip çıkabilmesi,rüyalarını çalması,mahremiyetlerine tecavüz etme yolunda bu kadar ilerlemesi bişeyleri anlamaya çalışan( kendilerini dahil) insanları zor durumda bırakıyor elbet..hiç bir şeyin "kendine özgü"lüğü kalmamışsa nasıl ayırtedebilirsiniz ki kimin haklarını düşündüğünüzü,kime karşı olduğunuzu,nerde tuzağa düştüğünüzü...
bu durumda HER-KESin kendine biçtiği ROLLERi bi gözden geçirmesi gerekliliği oluşuyor.
asıl amaç dünya sisteminin işleyiş tarzını anlamak ve onun geçerliliğine son vermektir,bu temel fikri unutmak aptallıktan öte bir şeye çıkmaz.
anlama bir durumu temsil eder,geçerliliğe son verme bir eylemlilik hali gerektirir. tabiiki de bu iki halin birbirleriyle varolan,değişen, dönüşen, kısaca etkileşim halinde olan haller olduğunu atlıyor değilim. süreç hayattır..
Düşünmeyi kendilerine şiar edinmiş ve gözleri başka birşey görEmeyen düşünüCÜlerin
bu tür sorunları çözme yönündeki, sözde anlamayı kolaylaştıran (özde insanın kendiliğini göremeyen ya da anlamayan) çabaları boşunadır. kim?lik insanları kütle olarak ele almakla ve kelime yığınlarıyla bulanıklaştırılarak çözülecek bir sorun değildir.kim?lik yaşanılan hayatta bizim dünyayı algılayış tarzımızdır,bizim kim? olduğumuzdur,bunun birey olmakla ilgisi olmakla birlikte toplumsal hayatın niteliği ve kim?liğiyle de ilgisi çok özeldir
kim?lik atfedilen bişeydir,sizin kim? olduğunuz,ne işe yaradığınız soruları toplum içinde size verilen rollerle bütünleşen durumlardır.bu rollerden sıyrılma ve insanca yaşamLAR kurma yolunda daha çook ayakkabı eskiyecek galiba..devam edecek...saygılarımla.
İnsanın toplumsal bir varlık olduğu,kültür yaratıcısı olduğu,bu yönüyle biricik olduğu inancıyla "kimlik"lerini bütünleyen işinin ehli eğitimli insanların en büyük yanılgısı insanları aydınlatacam derken mastürbasyondan öteye gitmeyen bir uğraşlar bütünü içine girip İÇERDEN fethetme yoluyla kendi biricik saadetlerinin kale duvarlarını örmeleridir.insanın kim?liğini toplumsallığı içinde,yaşayarak edindiği fikrini anlama yetisinden yoksun VE kelimelerle iletişimin en temel iletişim yolu olduğuna inanan bi yaklaşım içinde bulunan düşünüCÜler bir süre sonra kullanılan toplum,insan gibi CANlı kelimeleri sadece kelimeler(harflerin bütünü) olarak algılamaya başlarlar. bir şeye uzun uzun uzun bakarsanız bir süre sonra SADECE bakarsınız..bu mallaşma durumu güzel bişeydir. sadece baktığınız zaman bir maddenin bir hacim kapladığını ve kendi başına bişey olduğunu anlarsınız. bu kelimeler için geçerli bir durum değildir. kelimeleri kullanırken İLETİŞİM kavramını unutursanız haliniz harap demektir.çünkü kelimeler amaçlı şeylerdir,bişeyler anlatırlar,bunun için vardırlar.
dünya sisteminin insanların evlerinin içine bu kadar rahat girip çıkabilmesi,rüyalarını çalması,mahremiyetlerine tecavüz etme yolunda bu kadar ilerlemesi bişeyleri anlamaya çalışan( kendilerini dahil) insanları zor durumda bırakıyor elbet..hiç bir şeyin "kendine özgü"lüğü kalmamışsa nasıl ayırtedebilirsiniz ki kimin haklarını düşündüğünüzü,kime karşı olduğunuzu,nerde tuzağa düştüğünüzü...
bu durumda HER-KESin kendine biçtiği ROLLERi bi gözden geçirmesi gerekliliği oluşuyor.
asıl amaç dünya sisteminin işleyiş tarzını anlamak ve onun geçerliliğine son vermektir,bu temel fikri unutmak aptallıktan öte bir şeye çıkmaz.
anlama bir durumu temsil eder,geçerliliğe son verme bir eylemlilik hali gerektirir. tabiiki de bu iki halin birbirleriyle varolan,değişen, dönüşen, kısaca etkileşim halinde olan haller olduğunu atlıyor değilim. süreç hayattır..
Düşünmeyi kendilerine şiar edinmiş ve gözleri başka birşey görEmeyen düşünüCÜlerin
bu tür sorunları çözme yönündeki, sözde anlamayı kolaylaştıran (özde insanın kendiliğini göremeyen ya da anlamayan) çabaları boşunadır. kim?lik insanları kütle olarak ele almakla ve kelime yığınlarıyla bulanıklaştırılarak çözülecek bir sorun değildir.kim?lik yaşanılan hayatta bizim dünyayı algılayış tarzımızdır,bizim kim? olduğumuzdur,bunun birey olmakla ilgisi olmakla birlikte toplumsal hayatın niteliği ve kim?liğiyle de ilgisi çok özeldir
kim?lik atfedilen bişeydir,sizin kim? olduğunuz,ne işe yaradığınız soruları toplum içinde size verilen rollerle bütünleşen durumlardır.bu rollerden sıyrılma ve insanca yaşamLAR kurma yolunda daha çook ayakkabı eskiyecek galiba..devam edecek...saygılarımla.
YOK
biliyorum, başka birinin yanında uyuyorsun artık...
ama her üstün açıldığında içim ürperiyor hala...
ama her üstün açıldığında içim ürperiyor hala...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)