bu sefer de başka şeylerle başka şeylere akalım.
ne olabilir acaba,ritmlerin arasındaki boşluklardan ne kadar faydalanıyoruzu konuşmayacağımıza göre ritm bizim kulaklarımızda aksın, ordan içeri girip uzun bir yolculuğa çıksın,sesler içerisinde kaybolalım,sessiz olalım.
peki, bugün uzun zaman aralıklarında gelgitgeller yaşamakta kahramanımız, içimdeki saçmalık, ben onu kahraman ilan etmedim, o kendini kahraman zannediyor, hepimiz gibi..bunu çiğ süt emmişliğine veriyorum,insanlığına veriyorum, kendi halinde takılabilir, peki ya sıkıntı?
daldan dala konarak bu sıkıntı giderilebilir mi, yüreklerimize su serpebilir miyiz, kendimizi ikna edebilir miyiz? bu saçmalıklardan sıkılıyorum ama canım sıkılıyor, affeyle, göçebelerin de ahlakları var değil mi?
tabii ki de, o kişiliksiz midir, göçebe olan, hayır, göçebe, farklılıkları tahammül gücü olarak belki de hepimizden daha sağlamdırlar, gören geçiren insanlardır, bir de ayakkabılı olanları vardır onların. ayakkabılarına bakarlar, düşman olduklarından değil, ağrısız yürümek için, yürüyebilmek için taşlı yollarda.. çöllerde yaşayanlar onu da kullanmıyorlardır belki de, toprak,kum, herçeşit zor, yalın ayak,delcalzo, barefoot..
nerden geliyorum, biliyorum can sıkıyorum, artisliğe gerek yok, öyle işte, çünkü ben sıkılıyorum, konuşurken,yazarken..yürürken en iyi olduğum zamanlar..
ama duruyoruz değil mi?
evet, duruyoruz.
beklemiyoruz, duruyoruz..
iyi devamlar bay duran.
iyi sonlar.
27 Şubat 2009 Cuma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)