16 Mayıs 2007 Çarşamba

15 mayıs vicdani retçiler günüydü

reddettikleri kurumca yargılanan,hapse atılan,tekrar yargılanan ve tekrar hapse atılan, kötü muamele ve işkenceye maruz kalan,serbest kaldıklarında ise herhangi bir yurttaşın sahip olduğu hiçbir sosyal haktan yararlanamayan,çalışmasına dahi engel olunan "vatan evlatları"nın yüzkaraları.suçları;silah taşımayı ve kullanmayı reddetmek,hiçbir üniformayı kendi vücutlarına yakıştıramamak,emir-komuta ataerkilliğinin değil dünyanın,barışın ve kardeşliğin parçası,eşcinsel olmak,asker değil olmak istediği kişi olmak istemek,şiddet sarmalına bulaşmaya razı olamamak,"vatan borcu"nu cephe gerisinde,sosyal-sivil görevler üstlenerek ödemeye hazır olmak...çeşitli biçimleri olsa da ortak paydaları resmi olarak kabul edilen erkek tanımına uymamak.yitirilemeyen insanlık böyle bela getirsin,biz de utanmadan sıkılmadan insan hakları,hukuk,siyaset konuşalım...

15 mayısta doğanlar için isim önerileri
kız:ne olursa...
erkek:cengaver
not:nacar(!) askeri maarif takviminden alınmıştır...

eylem ne, gösterici kim?


bu geç kalmış bir yazıdır, baştan söylemeliyim.şu muhtıranın tozu dumanı içinde ertelenmiş bir yazıdır.günlerdir yurdun dört bir yanında cumhuriyete sahip çıkma kalabalıklarını izliyoruz medyada.üstelik bu "toplaşma"lara eylem deniliyor,o da yetmiyor birileri-taraftarları da karşıtları da-ısrarla bu kalabalıkların "solcu"luğundan dem vuruyor.kişisel belleğimden hareketle söylüyorum, birçok eyleme katıldım ama hiç bir eylemde "devlet imkanları"nın seferber edildiğini görmedim.çünkü eylem-eyleme hali- doğası gereği muhaliftir ve muhalifseniz ortalıkta bir darbe heyulası dolaşırken paşalara göz kırpmayı ahlakınız kaldırmaz.öte yandan bu kalabalıklar sanıyor ki laikliği korumak adına sokaktalar.hani bizlere devlet tarafından ezberletilen "din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması" ilkesini ki;kaderin cilvesine bu ya yine devlet tarafından Diyanet İşlerinin varlığıyla delinen bir ilkedir.olmayan birşeyi savunmak(ah evet tam kemalistlere göre). sanıyor ki dedim.yanlış anlamayın kitlelerin bilincine güvenmek benim politik duruşumum olmazsa olmazıdır.lakin kitleyle kütle arasında da fark vardır.elinde bayrak yüzünde boyalarla "maç"tan çıkmış gibi bir görüntü."atatürkçülük moda"sının dışavurumu.kızmayın moda dediğime bu gençliğe dünyanın bir şov arenası olduğunu da, karşıtlarına da insan değil kul olduğumuzu laikliğin teminatı ordunuzun kenan paşası ve yarattığı kurumlar öğretmedi mi netekim?bu kalabalığa eylemci sıfatını yakıştırmak tam da bu nedenlerle imkansızdır.solculuk meselesine gelince..tarihin hiçbir döneminde ve dünyanın hiçbir yerinde tuzukuru, apolitik ortasınıf hümanizminin adı solculuk olmamıştır, "sosyal-demokrat" terimi de alman devrimcilerin kendileri için kullandığı isimdir ve bugün cuntacı-rejim bekçilerinin üzerinde iğreti durduğu açıktır.
başka bir manzara...1 mayıs istanbul haberleri.bütün haberlerde eylemcilerden "gösterici" olarak bahsediliyor.gösteri kavramının asıl anlamı doğrudan tercümeyle çıkmaz."ispat etme,tanıtlama,teşhir" gibi çağrışımlarla asıl yerine oturur.ancak bizdeki kullanılışı alttan alta şov çağrışımını yapar.yani gösterici de amaçsız,düzen bozan, heyecanlı ve başıbozuk bir nihilist yada terörist olabilir ancak.ve bu sıfatlar bütünü katledilen insanlarını anmak uğruna gözaltına alınan,coplanan,denizin ortasında bırakılan,kıyıya ulaşmasına izin verilmemiş vapurlarda dahi pankartlarını açıp şarkılarını,marşlarını söyleyen eyleyen kitlelere değil, başı ortası sonu belli toplantılarda biraraya gelen kütlelere yakışır.onlardır ki beşerileşme adına hiç de zor olmayan birşey olan kağıtüzerinde bir demokrasiyi bile zerre kadar sindirememiştir.politikleşememiş bunu yapamamasına karşın politik hasımları sandıklarının örgütlülüğü karşısında hemen apolet parlatmaya başlamış bu kütlelerin "ilerici"liği ise hepimize-başörtüsü değil-üniforma giydirmeye hevesli bir otoriter ilericiliktir ve denilebilir ki insanlık adına şeriatçılardan daha gericidirler.bütün bu ikinci "ordu-millet elele" kampanyasının gerçekleştirdiği toplantılar da medyamızda kullanılan anlamda gösteri kelimesine denk düşer, eylem değil.unutmadan eylemlerin bir de kendiliğindenliği vardır ki bir örneği ankara 1 mayısında darbeci-faşist perinçek zevatını alana almayan çeşitli gruplardan muhaliflerin inisiyatifiyle gerçekleşmiştir;"cumhuriyeti kollayan"ların slogan atmaktan çok koro halinde "bişeyler" söylüyormuş edalarında esamasi yoktur.

dışarda kalanların,dışarda kalmakta direnenlerin,insan olmaya çabalayanların yarattığı değer ve kavramlar,bir bekçi köpeğinin ruhuna sahip olanların elinde kirlenir...
çekin elinizi...