22 Haziran 2009 Pazartesi

sıkıl-ma

bir zamanlar organizatörlük yapan bir kadın bana insan görmekten arasıra midesinin bulandığını söylemişti.gecegündüzgece hergün insanlarla birlikteymiş, partiler,mezuniyetler,geceler,günler boyunca insanlarla yüzyüzeymiş.
biz dalyandaydık,kadın biraz tuhaftı, dinlenebildi mi bilmiyorum, karetta karetta yumurtalarıyla. belki de..
bakıyorum, bütün olanlar sıkılmamak için mi, bazen öyle, bazen de sıkılmak için, bir sarkaç bu, kimin ya da neyin sarkacı önemli değil, kendi halinde bir sarkaç.
aklımızda gidip geliyor, bazen cesur oluyoruz, durduruyoruz bişeyleri,orda bırakıyoruz, başka bişey yapıyoruz, canımız sıkılmasın diye,sonra kendimizle kalırsak ne ala, öper başıma koyarım.
başka bazenler de insanın ölümsüzlük tribi baş gösteriyor,kendini bi boktan sanma yani,oysa ki yalnızsın, elden gelen bi şey yok,hayattan çıkarı olmayanların ölümden de çıkarı olmayacaktır diyordu oğuz atay,aklıma takılıyor,...
-evet, hayatını uçuruma sürüklemek ve sürüklememek arasında gidip geliyor insan
-bir sarkaç gibi
-ne sarkacı?
-önemli değil,
-bürokrasiyi terkedelim,yıkılacak bişeyler, bir kaç şeyler..
-saçmala-ma
-sıkıl.