18 Mayıs 2007 Cuma

ben kimim

durup dururken soruyorum bu soruyu
mesela güzel bir kızın güzel gülümsemesini izlerken aniden kafama çakılmış bu soruyla karşılaşıyorum
hafifçe titriyor içimde bir yerler
ben kimim diye sorduğumda yanıta dair kovaladığım bir telaş buluyorum içimde
bu telaş eni boyu 3 santimlik bir kurtçuk değil
ya da kağıttan bir gemi değil gölün üzerine heyecanla bıraktığım
ilk insanları düşünüyorum itinayla
antropolojinin anlattığı o düşle gerçek karışık ilk dünyalıları
sanki aralarındaymışım gibi düşüm kabarıyor
neyi aradılar neyi buldular ne kadar mutluydular
dahası neyi anladılar
hayata nasıl bir kıymet ve anlam biçtiler
ben kimim
o insanlardan kaç arpa boyu ötede yada berideyim
ya da yanlarında dikiliyor muyum
novalis i seviyorum
içime dokunuyor
tıpkı farid farjad ın kemanı gibi
çok romantik
fakat diyorum insanlık tarihi o kadar romantik değil ne yazık ki
bizler
ben kimim sorusunun yanıtında asırlardan bu yana bu gezegende kan döken bizler
kötü müyüz doğuştan
birbirimizn kurdu muyuz
ya da günahkar mıyız doğuştan
yoksa bomboş zihinlerle dünyaya saçılmış emaye tencereler miyiz
peki bizler hepsi hepsi
içi iyilik güzellik kardeşlik ve barış dolu en gelişmiş hayvanlar olabilir miyiz
hepsi seçenek
ben iyiliğimize inanmak istiyorum
von krieg zum krieg posterini gören biri olarak
hala buna inanmak istiyorum
işte tam da bu yüzden romantizmi seviyorum belki
tam da bu yüzden devrimcileri hep daha çok seviyorum
hep hayalcilerin tarafında buluyorum hayatta kendimi
dünyanın birgün güzel bir yer olacağını düşleyip
imagine dinliyorum
milata yakın kitapları seviyorum
çiçero olsun lao tsu olsun narayana olsun
doğuluları seviyorum
ukalayım ama ukalalığı hiç sevmiyorum
bilgeliğin sessizliğini seviyorum
ben kimim sormaya devam ediyorum
bir farsi olarak bu toprakları çok seviyorum
hepsi geçecek diyorum
hepsi geçecek
bulacağım kim olduğumu

Güncel

Gecenin ikisiydi. Çalışmaktan yorulmuştum.Tek istediğim şey bi bardak çaydı. Bunun için mutfağa gittim ve televizyonu açtım. Gecenin o saatinde "son dakika" çerçevesinin içinde birşeyler yazıyordu. Yazılanları canlı yayındaki spikerden daha hızlı okudum. "Ne mutlu Türküm diyene" anlayışını kabul etmeyen herkes düşmanımızdır diye bitiyordu yazılar. Ben hayatımda bir defa olsun mutlu olarak "ne mutlu türküm diyene" dememiştim. Şimdi birileri televizyondan benim düşmanları olduğumu söylüyordu. Bunun etnisiteyle ilgili olmadığını da belirteyim, Türk olmamaktan çok, mutlu olmadığımdan söyleyememiştim bunu. Yalnız hissettiğim "kendi ülkem"de en yalnız olduğum anlardan biriydi. Kimi uyandırmalıydım o saatte, kime sormalıydım o anda.? Bu ülkede doğduğumu ama bu ülkede yaşayamayacağımı bütün televizyon kanalları bas bas suratıma bağırıyordu işte. Taşak geçtiklerini tüm kanallardan canlı olarak iletiyorlardı. Silahımız var bizim, tankımız var, bu taşak böyle taşak, işine geliyorsa diyorlardı. Kurbanına tecavüz ederken "seviş benle" diyen tecavüzcü gibi, silah zoruyla yönetirken de "seçim yapın" diyorlardı utanmadan. Peki dedim içimden. Madem taşaklarınız o kadar okkalı, sonuna kadar gösterin o zaman. Aklım erdiğinden beri, bana "verdikleri" seçme hakkını kullanmamıştım utancımdan. Ama ar duygumu bi tarafa bırakıp kullancağım artık, onları ne delirtir çok iyi biliyorum çünkü.

Bir zamanlar önümüzde duran, ya da bizim arkasında durmaya çalıştığımız, ancak şu aralar hiç bi tarafında duramayacağım, sakallı, güzel bir yazar abimiz vardı; onun, zamanında böyle bi durumda yazdıklarına bi göndermeyle bitirmek istiyorum: "Şüphesiz fikren değil ancak bu süreç ortadan kalkana dek siyaseten AKP'liyim. Dosta düşmana duyurulur."

duyu(yo)ru(m)!


blogumuz 11.04.07 tarihinde kurulmuştur ve bu kuruluşun üzerinden yaklaşık 38 gün geçmiştir.bu süreç içinde birkaç kişiden ibaret olan değerli yazarlarımız yazılarını ve fikirlerini sunmuşlar ve bu olayı ciddiye almışlardır. bu umutlu gelişmeden sonra bir de alakasız yazarlarımıza bakalım. blogda yazılacak yazının niteliği konusunda herhangi bir kriter belirtilmemesine rağmen(sadece copy-paste yasak) yukarıda bahsettiğim 3-4 kişinin dışındakilerin
ilgisi çekilememiştir. burada birşeyi netleştirmek lazım,bu blog kurulurken sırf bizim de bi blogumuz olsun işimize bakalım diye kurulmamıştır. burası gün geçtikçe artık esamesi okunmayan düşünce paylaşımı ve yaratımı için teknolojinin bize sunduğu alanların sedece birini kullanma kaygısı gütmektedir.
Türkiyenin gençlerinin neredeyse artık yerlerde sürünen kaygısızlıkları, ukalalık halleri, paranın dışına taşmayan fikir derinlikleri açıkçası kaygı vericidir. bu blogun gençleri kurtarmak gibi idealleri yoktur. blogun derdi kendi hayatlarımızla ve internet erişimi olan arkadaşlarla bir paylaşımın içine girmektir.
insanlarımızın işleri o kadar başlarından aşkın ki kimsenin birşeyleri aşmak ve açmak gibi bir niyeti yok. bloga davet edilen yazarların çoğunun(yazı yazmaya üşenenlerin demek lazım,çekinme vs değil..) davet edilmesi zorla olmamıştır.eğer bir insan kendisine yöneltilen herhangi bir öneriye evet cevabı vermişse ve önerinin içeriğini kendisinin dolduracağını farketmişse(galiba sorun burda) elinden geldiğince emek sarfetmesi gerektir. tabi 'hayır' cevabı da anlaşılır ve gayet normal bi cevaptır,eğer insanlarımız bir öneriye sırf karşıdaki kırılmasın vs.. diye "hayır" diyemiyorsa bu kişisel bir sorundur... samimiyet düzeylerimiz, internet ortamında bile fikirlerimizi birbirimize açacak kadar gelişmemişse çok katı bir tutum gibi görülebilir ama ilişkilerimizin düzeylerini gözden geçirmemiz gereklidir.
not:
Bu yazı sadece BLOGUMUZUN geldiği noktayı değerlendirme amaçlıdır, ayrık_küme arkadaşıma duyarlı davrandığı için çok çok teşekkür ediyorum. tabi güzel bi ironi ayrık_küme olup paylaşıma açılmak, takdire şayan..saygılarımla.

dağılalım mı birbirimize dokunalım mı?

blog kurulduğundan beri hiç sesi çıkmayan arkadaşlarımız var.önce yazmaktan çekiniyor insanlar diye yorumladım ve kendimce yorum yaparak da olsa iletişim başlar umuduyla tahrik edici şeyler de yazdım.yine çıt yok."patron" insanları zorla dahil etmediyse bir terslik var bu işte.kimseye zorla birşey yazdırmak niyetinde de değilim.ama şu an blogu açmak dahi istemiyorum ve yazma iştahımı yitirmek üzereyim.bilginize...