-evet..
-bana ne olduğunu pek bilmiyorum
-geçen sefer düşüyordun.
-içim çekiliyor, gel-git gibi galiba..gelecek mi acaba?
-kim veya ne?
-sadece geyik yapmıştım, ooofff amma da abarttın bu meseleyi.
-ne bileyim işte, gitmek gelmek falan deyince ben de..
-ne düşündüysen düşündün, unut gitsin.
-peki ne oynuyoruz bugün?
-bugün diyalog, monolog ve bütün logos'ları biraz mercek altına alabiliriz mesela.
bunu bir oyuna çevirelim, aslına yani..
-saçmalıyorsun.
-saçmalıyorum.
-başka bir oyun olsun,şöyle daha farkettirmeyeninden,kaybolalım içinde.
-mümkün mü o?..
-noktalama işaretlerine dikkat et..
-bugün kontrol etme, normlar, roller üzerüne bir oyun oynayalım, oyunumuzun adı 'salak adam' olsun..
-nasıl oynayacaz onu?
-ne biliyim abi..yaparız bişeyler senin için.ama ikimiz oynayacaz.kabül mü..
-peki, rollerimiz ne olsun?
-kaç yaşındasın?
-28..
ve böyle garip konuşmalar duyuyorum, çıkamıyorum bazen aklımdam. biliyorum, iki kişi daha var içeride.ikisi de benim,öbürü de benim. üzgünüm. bay musil'e iyi geceler dilemek istemiştim zamanında. travma içerisinde geçer mi ömür? heyecan gitmişse ne kalmıştır geride kimbilir.akıl kalmıştır, logos kalmıştır, evrenin dolu tarafında. boş tarafı boştur, hiçtir, logosu aşar bu..suyumu içip boşluğa atıyorum kendimi,küçük bardağa sığabilecek miyim acaba? rüyalarıma havale ediyorum bu durumu. doluyorum,boşalıyorum,geliyorum, gidiyorum, unutuyorum,sex yapar gibi güzel değil mi..içerden sex, ruhun kendi kendine yaptığı bir şey işte..
11 Şubat 2009 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder