ÖNEMLİ NOT:ilk birkaç cümlenin ardından "ne diyor?" fikri kafanızda beliriyorsa devamından muafsınız.verebileceğim bir yanıt yoktur zaman kaybetmeyiniz.bu notu da yazdım ya: eee blogda dost var düşman var yabancı var yakın var...
acımasız insanlar mıydı gerçekten varolana varolan gibi davrananlar,romantik hülyalı "serüvenci"ler mi,fildişi kulelerden "insancıklarım" sevgisiyle aşağıları gözleyenler mi,dikiş tutturamamış, "-mış gibi" oyununu bozmakla bozmuş sapkın mutluluk kovalayıcılar mıydılar yoksa?itiraz görememek olmamalı ama görmek istememek makul bir suçlama olabilir..."ben"i her ameliyat masasına yatırmak da hastalıklı gibi.biliyorum nerede olduğumu ne yaşadığımı mahrem denilen şeylerimi...ölçüp biçeceksem ben yapmalıyım.tam da burada başlamıyor mu "biz"in,"onlar"ın başka başka olduğu?ona duyulan saygı,yada kabul,veya tahammül üzerinden gelişmiyor mu "ortak dil"?kurduğum makrokozmosun içinde insan kültürün,yapının parçası ama mikrokozmosumda insanı tanıyorum,tanımaya çalışıyorum onunla yeniden yeniden şekillenen birşey olmuyor mu bütünü algılamak?cümlenin başı sonu yok ama detay çizimi bulandırıyor.büyük bakarsam az renk görürüm ama hep bütün bakmak zorunda da değilim(bkz. bu yazı).kavgayı artık anlayamıyorum,kırılmayı,küslüğü...ayrıntılara boğuldukça isteksiz düşüyor insan.salt detayın özel keyfini özel zamanlara saklamak istiyorum ne de olsa hayat kısa,kuşlar uçuyor...
senin üzerine çöken anlam senin dışındaki şeylerle de ilgili olunca genişlemek zorunda o.kişisel olayın bütünden gelen bir yanı da var.üstelik herkesin birbirini uyarması lazım,kötü zamanlar bunlar yanılgıya düşmemek lazım.korumacılığın havası gıcık ama kimse kimseyi kulağından tutmuyor zaten,herkes ihtimaller sunuyor,yollar...
yalnızlığı zorlamamak lazım neysek oyuz.
11 Temmuz 2007 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder